Skolyoz (Omurga Eğriliği Tedavisi)

Omurganın 3 boyutlu eğimidir. Normal omurga önden veya arkadan bakıldığında düzdür. Yine normal olarak yanlardan bakıldığında omurga göğüs bölgesinde, arkaya “kifoz” bel bölgesinde öne “lordoz” doğru eğimlidir. Skolyozda yukarıdan aşağıya bakıldığında tüm vertebralar sırt veya bel bölgesinde bir yöne doğru eğilmişlerdir. Omurganın merkezinden üstten aşağıya bakıldığında omurgaların bir kısmı bükülmüşlerdir. Bu da “genelde sağ” kaburgaların çıkınıtılı olması sonucunu doğurur. Skolyoz ailenin birden fazla üyesinde aynı veya farklı kuşaklarda ortaya çıkabilir. “skolyoz, çocuğun veya ailesinin yaptığı veya yapamadığı bir şey nedeni ile gelişemez” Kötü vücut postürü veya ağır çanta taşımak Skolyoza neden olmaz. Skolyoz genelde buluğ çağında ortaya çıkan bir omurga deformitesidir. Omurganın en sık görülen deformitesi olup, görülme sıklığı %0,3- %15,3 gibi geniş oranlar içinde bulunur.
Bunun nedeni tanı metotlarının çeşitliliği ve radyolojik olarak incelenen çocukların oranının farklı olmasındandır. Çok çeşitli oluşum sebepleri var olmakla birlikte genetik yapı ve çocukların gelişimi çok önemli rol oynar.
Anne ve babaların, özellikle gelişme dönemlerinde çocuklarını dikkatli takibi ve erken tanı tedavide önemli bir rol oynar. Düşük derecelerde iken egzersiz ve fizik tedavi ile çok iyi sonuçlar alınabilecek iken dereceler arttığında ve eğrilikler oluştuğunda geriye dönüşü yoktur. Bu yüzden okul taramalarının çok önemi vardır. Ülkemizde henüz bu konuda tarama programları düzenlenmemiştir.

Skolyoz Sınıflaması:

  • Omurganın kendisine ait sebeplerine bağlı olarak gelişen eğriliklerini yapısal skolyoz denir. Yapısal skolyozun birçok sebebi vardır. En sık görüleni de idiopatik skolyozdur. Ailevi faktörler, kas iskelet sistemi ve büyüme ile ilgili faktörler. Postural mekanizmalar rol oynayan sebeplerdendir.
  • Omurganın birtakım sebeplerle eğri duruşuna bağlı gelişen yapısal olmayan skolyoz. Sinir basılarına, apselere, tümörlere bağlı olarak görülür.

Bulgular:

İdiopatik skolyoz da en yaygın bulgu asimetridir. Aile veya öğretmenin ilk fark ettiği bulgu bir omuzun daha yüksek olmasıdır. Birçoğu giysilerle gizlenmiş olduğundan skolyozun bulguları özellikle erken dönemde çok belirli değildir. Bu nedenle tanı ve tedavi sıklıkla gecikmektedir. Gelişme dönemi sonrasında oluşan skolyozlarda ilk bulgu sırt ağrısıdır. Ağrı, eğriliğin, tepe noktasında oluşan kireçlenmeye bağlıdır. Sırt ve bel ağrısı %40 hastada ilk iş yeteneğinde azalma ve psikososyal uyum bozuklukları gelişmesine sebep olmaktadır. Ağrı ile beraber gelişen eğrilik hem vücudun eğrilmesine yol açar hem oturma dengesini bozar hem de kozmatik açıdan kişiyi rahatsız eder.

Tanı ve Tedavi:

Skolyoz da tanı radyolojik olarak konur. Ayakta iken grafi alınır, acı saptanır ve düzenli kontrollerle belli aralıklarla grafi yenilenir. Doğum öncesi yapılan fetal ultrasonografi omurganın konjenital anamonilerini ortaya çıkarabilir. 11 yaş altındaki çocuklarda manyatik rezoans (MR) bütün olarak yapılmaktadır. Tedavinin iki amacı vardır. Eğriliğin düzeltilmesi ve ilerlemesinin durdurulması. Skolyoz tedavisi konservatif ve cerrahi yolla düzeltme veya önleme şeklindedir.

  • Konservatif Tedavi:

a) Gözlem: Genellikle hafif eğriliği olan genç hastalar 6-12 aylık aralarla gözlemlenir. Daha büyük eğriliği olanlar her 3-4 ayda bir değerlendirilmelidir.
b) Traksiyon alçı ve ortez kullanılması: Deformitesinin ilerlemesini önlemek amacı ile kullanılır. Hastanın yaşı ve skolyozun durumuna göre çeşitli kullanım prosüdürleri vardır.
c) Egzersiz Tedavisi: Egzersizlerin başarısında hastanın sorumluluğunu bilmesi ve düzenli egzersiz yapması önemli rol oynar. Tek başına egzersiz skolyozun ilerlemesini önlemez. Diğer yöntemlerle beraber uygulandığında başarı sağlar.
d) Biyo-feedback: Hastanın kaslarının durumunu gösteren bir cihazdır. Hangi kasların kasılı, hangilerinin gevşek olduğunu gören hasta, cihazdaki sinyalleri düzeltmeye çalışarak kaslarının tonusunu doğru yöne çekmeye çaba gösterir.
e) Kas Sitimülatürü: skolyozda uyguladığımız yeni bir yöntemdir. Eğriliğin bir yanındaki kas kısalır ve kas gücünü kaybeder, diğer yanındaki kas uzar ve daha güçlü hale gelir. Omurgayı kendi tarafına doğru çeker. Bu yöntemde güçlü olan tarafa kas gevşetici zayıf olan tarafa da kas güçlendirici program uygulanır. Ortalama 15 seans sonunda kaslarda belirgin değişiklikler görülmekte olup hastanın ağrı şikayetleri kaybolmaktadır.

  • Cerrahi Tedavi:

İleri derece skolyozlar da cerrahi tedavi uygulanır. Skolyoz da cerrahi tedavi yoluna gitmemek için bütün önlemler erken dönemde alınmalı ve tedaviye önem verilmelidir. Anne ve babalar çocuklarını çok ağır çantalar taşıtmamalıdırlar. Ayrıca, onların omurgalarına zaman zaman kontrol etmeleri, herhangi bir eğriliğin dıştan olup olmadığını gözlemlemeleri

Nasıl Fark Edilir?

Skolyozun en çok görülen bulgularından birisi sağ tarafta belirginleşen kürek kemiği çıkıntısıdır. Bir omuz diğerinden daha yüksek olabilir ve çocuk bir tarafa eğilmeye eğilimlidir. Kalça kemikleri simetrik olmayabilir ve biri diğerinden daha yüksekmiş gibi görünür. Skolyozu bozuk duruş ile karıştırmamak gerekir. Sıklıkla skolyozun ilk belirtilerinden biri daha önce giyilebilen giysilerin vücuda tam oturmamasıdır. Bu kızlarda eteğin veya giysinin çizgilerinin asimetrik olması ile belirginleşir. En çarpıcı bulgulardan birisi skolyozlu bir çocuğun öne eğilmesi ile ortaya çıkan kaburga çıkıntısının ortaya çıkmasıdır.

Genel gidiş ve progresyon üzerine etkili faktörler:

  • Cinsiyet: Genel literatür bilgisi kızlarda progresyonun daha çok görüldüğü yönündedir.
  • Yaş: Çocuklarda ve adölesanlarda progresyon hızlı büyüme peryodlarında en fazladır. Küçük çocuklarda büyüklere göre progresyon daha fazladır.
  • Olgunlaşma: çocuk ne kadar olgunsa o kadar az, ne kadar az olgunsa o kadar fazla ilerleme beklenir.
  • Eğriliğin tipi: Çift eğrilikler teklere göre, torasik eğrilikler lomber eğriliklere göre daha fazla ilerleme gösterirler.
  • Eğrinin büyüklüğü: Eğrinin büyüklüğü arttıkça progresyon insidansı da artmaktadır.

Birbirini izleyen iki veya daha fazla muayenede 5 derece veya daha fazla artış olması progresyon olarak tanımlanır.

Omurga muayenesi:

  • Spinöz proseslerin palpasyonu:
    • Frontal ve sagital planlarda rotasyon varlığında eğriliğin boyutlarının çok daha iyi anlaşılmasını sağlar
    • Eğriliğin; Uzunluğu (eğrinin yaklaşık başladığı ve bittiği vertebra), şekli (C veya S şekilli), eğrilik verteksinin yönü belirtilmelidir.

Radyografik değerlendirme:

  • Vertebral bütünlüğün değerlendirilmesi
  • Eğrilik açısının ölçümü
  • Rotasyonun değerlendirilmesi
  • Kemik gelişiminin saptanması

Terapötik egzersizler:

  • Yapılan araştırmalar terapötik egzersizlerin idiyopatik skolyozda eğriliğin progresyonunu durduramadığını göstermiştir.
  • Etkisiz olması sadece egzersiz programlarına uyum problemlerine bağlanamamıştır.
  • Egzersizler sekonder morbitiye yol açan risklerden korunmada önemlidir.

Hafif idiyopatik skolyoz tedavisinde egzersizler:

  • Gövde kaslarının gücünü ve postural kontrolü iyileştirmek
  • Gövdenin gergin yapılarının mobilitesini artırmak
  • Postürü düzeltmek amacıyla,Abdominalleri ve gövde ekstansörlerini güçlendirme
    b. Eğriliğin konkav tarafındaki yapıları germe
    c. Eğriliğin konveks tarafında gövdenin lateral fleksörlerini güçlendirme
    d. Artmış lomber lordozla ilişkili olarak erektör spina ve kalça fleksör kaslarını germe
    e. Postür eğitimi
    f. Pulmoner fonksiyonu iyileştirmek için derin solunum egzersizleri

Cerrahi tedavi:

  • Spinal cerrahinin amacı
  • Rijid cerrahi materyallerle omurgayı mümkün olduğu kadar yeniden normal konumuna getirmek
  • Vertebra füzyonuyla en sağlıklı pozisyonu almasını sağlamak
  • Omurganın stabilitesi için gerekli füzyon miktarını dengeli bir biçimde belirlemeli ve hareket mümkün olduğu kadar korumalı

Postoperatif rehabilitasyon:

  • İlk hedef spinal füzyon gelişmeden mümkün olduğu kadar erken hastanın tüm fonksiyonlarının restore edilmesidir
  • Erken mobilizasyon
  • Cerrah enstrumentasyonun sağlam ve güvenli olduğuna kanaat getirene kadar postoperatif ortez tedavisine ihtiyaç vardır

Rehabilitasyon amaçları:

  • Normal günlük yaşam fonksiyonlarına dönmeyi sağlamak
  • Sekonder deformitelerin önlenmesi (azalmış mobiliteye bağlı kontraktürler )
  • Ortez kullandığı veya mobilitesinin kısıtlandığı sürede günlük yaşam aktivitelerini en iyi şekilde yapabileceği adaptasyonları sağlamak
  • Altta yatan olası patolojileri ve bunların fonksiyonel sonuçlarını belirlemek
  • Spinal füzyon geliştikten hemen sonra rekondisyonunun sağlanması