Artık Yaşlanmak Yok

Yaşlılık bir hastalıktır düşüncesinden yola çıkarak bu durumun belirtileri ortaya çıkmadan önlem almak ana ilke olmalıdır. Yıllardan beri özellikle hanımlar cilt ve saç sağlıklarına gerekli önemi göstermişler vücutlarını ihmal etmişlerdir. Tabi bunda tıbbın o zamanlar olanaklarının geniş olmamasının etkisi çok fazladır. Yaşlılığı engelleme konusundaki bu ilk yazımda kas-kemik-eklem yani kısaca hareket sistemindeki çalışmalardan bahsetmek istiyorum.

Çünkü günümüzde artık altmışlı-yetmişli yaşlara gelmiş bir hanımın vücut yapısını otuzlu yaşlardaki haliyle koruyabiliyoruz.

Bir kişinin kemik kitlesi otuzlu yaşlara kadar artabilir, 30-35 yaşlardan sonra kemik yıkım hızı yapım hızından daha fazla olduğundan kemik kütlesi azalmaya başlıyor. Dolayısıyla eğer 20’li yaşlarda iseniz ve çocukluk dönemlerinde iyi beslenemediğinizden ve yeterli kalsiyum alamadığınızdan şikâyet ediyorsanız daha on yıl fazla vaktiniz var demektir. Eğer kalsiyumdan zengin yiyeceklerle beslenip takviye kalsiyum tableti alırsanız kemik kütleniz daha iyi bir seviyeye ulaşacaktır. Tabi ki aynı zamanda spor ve egzersiz yapmayı da ihmal etmemelisiniz. Kemiklerde özelliklede hanımlarda menopoz öncesi dönemde başlayıp devam eden osteoporoz yani kemik erimesi vücut dengesini ve duruşunu etkileyen sebeplerden biridir. Kemik erimesinin başlamasıyla birlikte kemiklerin yükseklik kayıpları başlar ve kişide kamburlaşmayla birlikte boy kısalması görülür. Daha ileri dönemlerde bu olay tedavi edilmezse kalça kırıklarına, nefes alıp vermede zorluklara ve kardiyak sorunlara yol açabilir.

Kemik erimesini engelleyici etkili tedavi yöntemleri günümüzde gün geçtikçe gelişmektedir. Gerek hormon+kalsiyum+magnezyum+D vitamini gerekse bifosfanat grupları ile kemik erimesini azaltabiliyor veya durdurabiliyoruz. Burada önemli olan tedavinin erken dönemde başlaması ve düzenli uygulanmasıdır.

Duruşu ve vücut mekaniğini bozan bir diğer fizyolojik hastalık kireçlenmedir. Kireçlenmenin 20’li yaşlarda eklemlerde başladığı saptanmış olup genellikle bulgularını kırklı yaşlarda ortaya çıkardığı görülmüştür. Aslında kireçlenme kadın ve erkeği eşit oranda etkilemekle birlikte klinik bulgular kadınlarda daha belirgin olarak seyreder. Kadınlarda sıklıkla el, parmak ve diz eklemleri tutulur. Parmaklarda eğrilmeler, kistler ve diz eklemlerinde de eklemin bozularak O şeklini alması görülür. Tüm bu oluşumlar kadının sağlık ve güzelliğini bozar ve aynı zamanda vücut mekaniğini değiştirir.

Artık günümüzde kireçlenmelerinde büyük ölçüde önüne geçebiliyoruz ve tedavisini başarıyla uyguluyoruz. Kireçlenmeleri engellemek maksadıyla tablet şeklinde ağızdan alınan veya eklem içine yapılan enjeksiyonlar uyguluyoruz. Bu ilaçların otuzlu yaşlardan itibaren alınması önerilmekte ve böylece kireçlenmenin %80 oranında önüne geçebileceğini düşünülmektedir.

Kireçlenmeyi engelleyici ilaçların yanı sıra eklem çevresi kas gruplarının güçlenmesi de tedavide önemli rol oynar. Eskiden sadece egzersiz programları ile kas güçlenmeye çalışırken bugün günümüzde özel kas güçlendirici cihazlar kullanıyoruz. Bu cihazlar ile istediğimiz kas gruplarını güçlendiriyor istediğimiz grupları gevşetebiliyoruz. Kasları güçlendirirken kas hacmini arttırarak veya azaltarak güçlendirme yapabiliyor dolayısıyla vücut kas tonusunu ve biçimini istediğimiz şekli verebiliyoruz. Kasları güçlendirmek gerek eklem kireçlenmesi gerekse kemik erimesinin engellenmesinde etkili oluyor. Kaslar, eklem ve kemik yapıyı koruduğumuz zamanda vücut duruş ve postürünün yaş ilerlese de aynı kalmasını sağlayabiliyoruz. Hareket sistemi için önemli olan bir diğer tedavi yöntemi ise lenf drenajıdır. Hormonal sebepler, hamilelik ve menopoz döneminde özellikle bacaklarda biriken lenf sıvısı bacak ağrılarına, kramplara, ayaklarda şişmelere, kan dolaşımının bozulmasına yol açabilir. Lenf drenaj ile vücutta biriken lenf sıvısı atılarak hipertansiyon ve diğer yan etkiler önlenir. 40’lı yaşlardan itibaren özellikle kadınların herhangi bir sağlık sorunu olmasa da hareket sistemlerini kontrolden geçirilerek düzenli bir programın içine alınması gerek düzgün vücut postürünün korunması gerekse hareket sisteminin yaşlanmasını engellenmesini ve sağlıklı bir yaşam açısından son derece faydalıdır. Bu programlar paket program şeklinde hazırlanır ve kişiye özel olarak planlanır. Yaklaşık 5 hafta süren bu programda kişinin hareket sistemi değerlendirilerek tedavi planı çizilir otuz yaş sonrası iki yılda bir 15-20 seans olarak uygulanması önerilir.

Anti-aging

Son zamanlarda sağlık alanında çok popüler konulardan birisi de anti-aging. Yaşlılığı önlemek ve yaşlanma hızını azaltma amacıyla kurulan anti-aging kliniklerinde, plastik cerrah, pratisyen hekim, iç hastalıkları uzmanı, diyetisyen ve tedavi uygulayıcı terapistler ekip çalışması içinde hasta programlarını düzenliyorlar. Kişi önce genel bir sağlık kontrolü ve check-up’dan geçiriliyor. Bu check-up içinde kan testleri, vücut yağ oran ölçümleri ve biyolojik yaşı ölçen H-scan cihazı mevcut. Yapılan check-up’daki kan değerlerine göre sizin vücudunuzdaki eksik vitamin ve elementleri yerine koymaya yönelik, eczanelerde satılan vitamin ürünlerinden biri seçilerek veriliyor. Burada diyebilirsiniz ki, peki ben gidip kendim vitamin alamaz mıyım? ve neden vitamin almak için check-up yaptırıyorum? Aslında, siz düzenli vitamin alan biri iseniz, tabii ki buna gerek yok, ama kendinizi ihmal eder ve vitaminlerin önemini bilmeyen bir kişi iseniz bu size gösterilerek ve vitaminlerin önemi belirtilerek, almanız bu yolla sağlanıyor. Bunun dışında Türkiye’de ve dünyada sağlık ve estetik klıniklerinde uygulanan yöntemler anti-aging kliniklerinde de uygulanıyor. Vücut yağ oranları ölçülerek, selülit ve zayıflama diyet programları veriliyor. Diyetisyen, hastalar ile görüşerek diyet programı veriyor ve psikolog mutlaka her hastayı görerek, psikolojik yardım konusunda fikirlerini belirtiyor.

Selülit tedavilerinde lenf drenajı, ultrason gibi tedavi yöntemleri uygulanıyor. Hasta plastik cerrah tarafından konsülte edilerek botox, liposection, yüz germe veya başka bir operasyona ihtiyacı olup olmadığı saptanıyor. Kozmatik laserler, gerek cilt gerekse epilasyon amacıyla hasta isterse uygulanıyor. Kısacası, sağlık ve güzellik enstitülerinde, plastik cerrah, dermatalog, diyetisyen, güzellik uzmanı ve tedavi terapistlerinin olduğu tüm kliniklerde uygulanan yöntemler anti-aging programları içinde yer alıyor. Bunların dışında, bence anti-aging kliniğini diğer kliniklerden ayıran nokta hormon tedavisi.

Anti-aging kliniklerde yaşlanmayı engellemek veya yaşlanma hızını azaltmak amacıyla çok düşük dozlarda (0.5 ünite 1 gün), 3 ay süreyle kullanılıyor ve bu uygulamanın aynı zamanda karın çevresi yağlanmayı önlediği ve insülin rezistansını düzenleyerek tip II diyabet riskini azalttığı düşünülüyor. Tabii bu düşüncede olanlar anti-aging klinik uygulayıcıları, çünkü henüz büyüme hormonunun erişkinlerde bu sebeple kullanımı etkileri ve sonuçları ile ilgili araştırmalar henüz yeterli olmadığından tartışmalı olarak devam ediyor.